GetfullappsGetfullapps
Dil
EnglishBahasa IndonesiaTürkçePolskiไทยTiếng Việt
Google Meet

Google Meet

tarafından Google LLC

4,3

Güvenlik
100% Safe
Kategori
Haberleşme
Puanlar
4,3
Fiyat
Free
İndir
10.00B

Bu uygulama güvenli, güvenilir ve ücretsiz yüklenebilir; herhangi bir risk veya kötü amaçlı yazılım olmadan hızlı indirmeler sunar.

Ekran Görüntüleri

Google Meet
Google Meet
Google Meet
Google Meet

Analiz eden: Getfullapps

Görüntülü konuşma uygulamaları hayatımıza yerleştiğinden beri iletişim kurmak kolaylaştı, fakat her görüşme gerçekten daha iyi bir iletişim anlamına gelmiyor. Benim deneyimimde Google Meet, özellikle konuşmayı hızlıca başlatmak, farklı cihazlar arasında geçiş yapmak ve yüz yüze hissini korumak istediğim anlarda pratik bir seçenek oluyor. Yine de uygulamanın asıl değeri yalnızca kamerayı açmasında değil; görüşmelerin ritmini, dikkatimizi ve günlük sınırlarımızı nasıl etkilediğinde ortaya çıkıyor.

Google LLC tarafından geliştirilen bu ücretsiz haberleşme uygulaması Android ve iOS telefonlarda, tabletlerde, Google Nest cihazlarında ve web üzerinde kullanılabiliyor. PEGI 3 yaş derecelendirmesi, onu geniş bir kullanıcı kitlesi için erişilebilir kılıyor. Uygulama 18 Ağustos 2016 tarihinde yayımlandı; bugün 10 milyardan fazla kuruluma ulaşmış olması, görüntülü iletişim alanında ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor. Ortalama 4,3 puan ve yaklaşık 12 milyon değerlendirme de kullanıcı ilgisinin oldukça yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Görüşme ihtiyacını gerçekten nasıl karşılıyor?

Ben Meet’i en çok, uzun mesajlaşmanın bir konuyu çözmeye yetmediği durumlarda kullanıyorum. Bir işi açıklamak, aileden biriyle yüz yüze konuşmak ya da uzakta yaşayan bir arkadaşla kısa bir buluşma yapmak için yazışmadan daha doğrudan bir yol sunuyor. Birkaç cümleyle anlatılamayan bir durumu ses tonu, yüz ifadesi ve anlık tepkilerle paylaşabilmek, özellikle yanlış anlaşılma ihtimalinin yüksek olduğu konuşmalarda fark yaratıyor.

Google Meet Hakkında Hikâyeler

Uygulamanın güçlü taraflarından biri, yalnızca tek bir cihazla sınırlı kalmaması. Telefonda başlayan bir görüşmenin tablet veya web üzerinden devam edebilmesi, kullanım biçimini daha esnek hale getiriyor. Benim için bu, hareket halindeyken telefondan katılıp daha uzun bir konuşmada bilgisayara geçebilmek anlamına geliyor. Ancak bu esneklik, her cihazda aynı rahatlığı sağlayacağı anlamına gelmiyor; küçük ekran, zayıf mikrofon veya dağınık bir çalışma alanı görüşme kalitesini doğrudan etkileyebiliyor.

Görüntülü görüşmeyi yalnızca “kamerayı açıp konuşmak” şeklinde düşünmemek gerekiyor. Meet’in yararı, karşıdaki kişinin gerçekten dikkatini verdiğini görebilmekte. Bir açıklama yaparken karşı tarafın yüzündeki tereddüdü fark etmek, yazışmalarda gözden kaçabilecek bir ayrıntıyı yakalamamı sağlıyor. Bunun karşılığında benden de daha fazla hazırlık istiyor: arka planı kontrol etmek, ışığı ayarlamak ve konuşmaya gerçekten hazır olmak gerekiyor.

Bu nedenle uygulama, tamamen plansız ve çok kısa mesajların yerine geçmiyor. “Müsait misin?” diye sormadan aniden görüntülü arama yapmak, karşı tarafın sınırlarını zorlayabilir. Ben Meet’i daha çok, görüşmenin gerçekten yüz yüze olmayı hak ettiği durumlarda tercih ediyorum. Basit bir adres veya saat bilgisi için yazılı mesaj hâlâ daha hızlı ve daha az bölücü.

Görüşme akışı neden bazen daha berrak oluyor?

Görüntülü konuşmanın en belirgin avantajı, konuşmanın doğal akışını koruması. Yazışmada bir cümleye cevap gelmesini beklerken konu dağılabiliyor; Meet’te ise soru sorup anında açıklama yapabiliyorum. Özellikle bir belgeyi, planı veya günlük bir problemi anlatırken sesli ve görsel ipuçları, konuşmanın gereksiz yere uzamasını engelleyebiliyor.

Sırada Keşfedilecek Makaleler

Benim dikkat ettiğim önemli bir ayrıntı şu: Görüşmeye başlamadan önce konuşmanın amacını tek cümleyle belirlemek akışı ciddi biçimde iyileştiriyor. “Şu konuyu netleştirmek için arıyorum” demek, sohbetin başında yön veriyor. Aksi halde görüntülü görüşmeler kolayca gündelik sohbete, sessiz beklemelere veya daha sonra konuşulabilecek ayrıntılara kayabiliyor. Meet bu dağılmayı kendi başına çözmüyor; uygulamanın verimli olması, görüşmeyi kullanan kişinin çerçeve çizmesine bağlı.

Örneğin bir arkadaşım yeni taşındığı evde internet bağlantısıyla ilgili yardım istediğinde, mesajlaşarak uzun uzun tarif vermek yerine Meet üzerinden odaları ve cihazları göstermesini istedim. Sorunun nerede olduğunu daha hızlı anlayabildim. Bu, uygulamanın sıradan bir telefon görüşmesinden ayrıldığı pratik anlardan biri. Kamera, yalnızca yüzleri göstermek için değil, konuşulan şeyi bağlama oturtmak için de işe yarıyor.

Buna karşılık bazı konuşmalarda görüntü gereksiz bir yük. Sadece kısa bir karar almak veya birkaç dakika bilgi paylaşmak için kamerayı açmak, karşı tarafta “hazır görünmeliyim” baskısı oluşturabiliyor. Bu durumda sesli katılım daha rahat olabilir. Benim tavsiyem, görüntüyü otomatik bir zorunluluk gibi görmemek; görüşmenin amacına göre kullanmak.

Görüntülü konuşmanın dikkat maliyeti

Meet’in en sevdiğim yanı aynı zamanda en yorucu tarafı: Görüşme daha canlı olduğu için dikkati daha fazla talep ediyor. Bir mesajı yazarken başka bir işe kısa süreli bakmak mümkün olabilir, fakat görüntülü görüşmede gözlerin ve yüz ifadelerinin takip edilmesi bekleniyor. Karşınızdaki kişinin sizi izlediğini bilmek, konuşmaya odaklanmayı kolaylaştırırken zihinsel bir performans baskısı da yaratabiliyor.

Ben uzun görüşmelerde bu baskıyı özellikle hissediyorum. Kamera açıkken oturuşuma, yüzümün ekrandaki görüntüsüne ve arka plandaki hareketlere gereğinden fazla dikkat edebiliyorum. Bu, konuşmanın içeriğinden uzaklaşmama neden olabiliyor. Görüşme sırasında kendi görüntümü sürekli kontrol etmek yerine karşı tarafa odaklanmak daha iyi sonuç veriyor; fakat bunu alışkanlık haline getirmek zaman alıyor.

Günlük kullanımda en etkili yöntemlerden biri, görüşmeyi küçük bir toplantı gibi ele almak. Başlamadan önce gerekli notları açmak, bildirimleri kapatmak ve konuşulacak iki ya da üç noktayı belirlemek, zihinsel dağınıklığı azaltıyor. Bu öneri basit görünebilir, ancak Meet’in dikkat üzerindeki etkisini ciddi biçimde değiştiriyor. Uygulama iletişimi kolaylaştırıyor; dikkat yönetimini ise hâlâ kullanıcıya bırakıyor.

Bir başka ince nokta, sessizliklerin görüntülü görüşmede daha görünür hale gelmesi. Yazışmada birkaç dakikalık cevap aralığı normaldir; kamerada ise aynı süre daha uzun hissedilebilir. Bu yüzden düşünmek için zamana ihtiyacım olduğunda bunu açıkça söylemeyi tercih ediyorum. “Bir saniye, bunu toparlayayım” demek, sessizliğin yanlış yorumlanmasını önlüyor. Meet’in akıcı olması, her an konuşmak gerektiği anlamına gelmiyor.

Kalabalık görüşmelerde bu dikkat maliyeti daha da artıyor. Birden fazla kişinin yüzünü, kimin konuştuğunu ve ne zaman söz almak gerektiğini takip etmek yorucu olabilir. Böyle durumlarda görüşmenin başında sırayı veya amacı belirlemek, herkesin aynı anda konuşmasını önlüyor. Meet, iletişim için güçlü bir zemin sunuyor; fakat iyi bir moderasyon olmadığında ekran, düzenli bir sohbet yerine üst üste binen seslere dönüşebiliyor.

Günlük hayatta işe yarayan kullanım biçimleri

Uygulamanın benim için en anlamlı kullanım alanlarından biri, mesafeyi kısa süreliğine ortadan kaldırması. Aile içinde yaşça büyük bir yakına telefon ayarlarını göstermek, uzaktaki bir arkadaşın yeni aldığı eşyayı paylaşması veya bir çocuğun yaptığı çalışmayı göstermesi, yalnızca sesle yapılabilecek konuşmalardan daha sıcak bir deneyim sunuyor. Bu görüşmelerin mutlaka uzun olması gerekmiyor; bazen birkaç dakikalık görsel temas bile iletişimin tonunu değiştiriyor.

Evden çalışanlar için de Meet, konuşma ritmini belirleyebiliyor. Bir konuyu yazışma zincirinde uzatmak yerine kısa bir görüşmeyle sonuçlandırmak zaman kazandırabilir. Fakat burada önemli bir trade-off var: Görüşme kısa sürse bile dikkati bölebilir. Ben bir işi bölüp anlık bir görüntülü görüşmeye katıldığımda, konuşma bitince önceki göreve dönmekte zorlanabiliyorum. Bu yüzden “kısa görüşme” ifadesini otomatik olarak “düşük maliyetli görüşme” şeklinde değerlendirmiyorum.

Öğrenme ve anlatma süreçlerinde kamera ayrıca yararlı. Bir tarifin adımlarını göstermek, bir el işi tekniğini paylaşmak veya bir cihazın ekranını karşı tarafa açıklamak, yazılı talimatlardan daha anlaşılır olabilir. Ancak görüntünün netliği kadar ortamın düzeni de önemli. Kameranın yanlış açıyla konumlanması, gösterilmek istenen nesneyi görünmez hale getirebilir. Görüşmeden önce kısa bir deneme yapmak, sonradan yaşanacak karışıklığı azaltıyor.

İş görüşmeleri ve resmi konuşmalar için de kullanılabilir, fakat burada kişisel hazırlık daha kritik. Kamera açısının çok aşağıda olması, arka plandaki hareketler veya mikrofonun çevre seslerini alması, söylenenlerden daha fazla dikkat çekebilir. Meet bu sorunları otomatik olarak ortadan kaldıran sihirli bir çözüm değil. Uygulamayı profesyonel bir ortamda kullanacaksam, bağlantıyı ve cihazı önceden test etmeyi tercih ediyorum.

Günlük bir senaryoda, uzaktaki bir aile üyesi yeni aldığı cihazı kurarken yaşadığı sorunu anlatmakta zorlanabilir. Önce uygun olup olmadığını mesajla sormak, ardından kısa bir Meet görüşmesinde cihazı kameraya göstermesini istemek, tarifleri deneme-yanılmaya çevirmeden ilerlemeyi sağlar. Burada küçük ama işe yarar bir alışkanlık var: Görüşmeden önce hangi ayrıntının gösterileceğini konuşmak. Böylece kamera bütün odayı dolaşmak yerine doğrudan soruna yönelir.

Görüşmeye katılacak kişi uygulamalara alışık değilse, bağlantıyı önceden paylaşmak ve hangi cihazdan katılacağını netleştirmek de sürtünmeyi azaltır. Ben böyle durumlarda görüşmenin kendisini teknik destek oturumuna dönüştürmemek için acele etmiyorum; önce sesin gelip gelmediğini kontrol ediyor, sonra asıl konuya geçiyorum. Meet’in farklı cihazlarda kullanılabilmesi seçenek sunuyor, ama cihaz çeşitliliği bazen herkesin aynı adımları izleyeceği anlamına gelmiyor.

Sınırlar, mahremiyet ve ulaşılabilir olma baskısı

Görüntülü görüşmenin en önemli sosyal sonucu, insanları sürekli ulaşılabilir hissettirebilmesi. Telefon elimdeyse bir aramayı görmezden gelebilirim; fakat görüntülü arama, karşı tarafın beni görme beklentisini daha güçlü hissettirebiliyor. Bu nedenle Meet’i kullanırken görüşme saatini önceden belirlemek benim için önemli. Plansız aramalar yerine kısa bir mesajla uygun zamanı sormak, hem saygılı hem de daha verimli.

Ev ortamında kamera açmak da kişisel sınırları görünür hale getiriyor. Çalışma alanı, aile üyeleri veya günlük dağınıklık istemeden kadraja girebilir. Bu yüzden görüşmeye başlamadan önce kameranın neyi gösterdiğini kontrol ediyorum. Daha sade bir görüntü seçmek, yalnızca estetik bir tercih değil; ev yaşamını gereğinden fazla paylaşmamak için de bir sınır.

Çocuklarla veya yaşlı aile üyeleriyle yapılan görüşmelerde bu konu daha hassas. Uygulamanın PEGI 3 derecelendirmesi, yaş açısından geniş bir kullanım alanına işaret ediyor; yine de cihazı kullanan kişinin kim olduğu ve görüşmenin nasıl yönetildiği yetişkinlerin sorumluluğunda. Ben böyle görüşmelerde kamerayı açık bırakmak yerine gerektiğinde açmayı, konuşmanın amacını baştan anlatmayı ve karşı tarafın rahatlığını gözlemlemeyi daha doğru buluyorum.

İş ve özel hayatı aynı cihazda sürdüren kişiler için sınırlar daha da önemli. Gün içinde gelen her Meet görüşmesine anında katılmak, iletişimi hızlandırmak yerine sürekli bölünmüş bir çalışma düzeni yaratabilir. Ben mümkün olduğunda görüşmeleri kümeliyor, aralarında boşluk bırakıyor ve önemli bir işin ortasında kamerayı açmamaya çalışıyorum. Bu yaklaşım uygulamanın değerini azaltmıyor; tam tersine, onu daha bilinçli kullanmamı sağlıyor.

Meet, alışılmış alternatiflerin neresinde duruyor?

Google Meet’i klasik telefon aramalarından ayıran temel nokta, yüz ve bağlam paylaşımı. Telefon daha hızlı ve daha az hazırlık gerektiriyor; özellikle hareket halindeyken hâlâ daha mantıklı. Yazılı mesajlaşma ise kayıt bırakma, kısa bilgi gönderme ve karşı tarafın kendi zamanında cevap vermesi açısından üstün. Meet, bu iki seçeneğin yerine geçmekten çok, görsel temasın veya canlı açıklamanın gerçekten gerekli olduğu araya yerleşiyor.

Diğer görüntülü görüşme uygulamalarıyla karşılaştırdığımda Meet’i özellikle cihazlar arasında geçiş yapmam gereken durumlarda rahat buluyorum. Android, iOS, tablet, web ve Google Nest desteği, farklı kullanım alışkanlıklarına sahip kişilerle iletişim kurmayı kolaylaştırıyor. Buna karşılık herkesin aynı ekosisteme bağlı olmaması, davet ve katılım sürecini bazen daha az sezgisel hale getirebilir. Bir kişinin uygulamayı nereden açacağını bilmemesi, teknik özelliklerden daha büyük bir engel olabilir.

Meet’in ücretsiz olması da karar verirken önemli. Uygulamayı denemek için ödeme duvarıyla karşılaşmamak, aile ve arkadaş gruplarında yaygınlaştırmayı kolaylaştırıyor. Ancak ücretsiz olması, her görüşmenin otomatik olarak sorunsuz olacağı anlamına gelmiyor. İnternet bağlantısı, kullanılan cihaz ve karşı tarafın teknik rahatlığı hâlâ deneyimin temel parçaları.

Benim genel ölçütüm şu: Konuşmanın görsel bir tarafı varsa Meet mantıklı; görsel tarafı yoksa yazışma veya sesli arama daha iyi olabilir. Bir konuyu göstermek, yüz ifadesini görmek ya da yanlış anlaşılmayı hızlıca düzeltmek istediğimde uygulamayı açıyorum. Sadece bir cümlelik bilgi içinse görüntülü görüşmeyi tercih etmiyorum. Bu ayrım, hem zamanımı hem de karşı tarafın dikkatini koruyor.

Alternatifler arasında seçim yaparken yalnızca uygulamaların adlarına değil, görüşeceğim kişinin alışkanlıklarına da bakıyorum. Yakınım zaten telefonla rahat ediyorsa, sırf görüntü için yeni bir uygulama kurmasını istemek gereksiz olabilir. Buna karşılık bir şeyi göstermek gerekiyorsa, sesli arama tarifleri uzatabilir. En iyi seçenek, herkesin katılabildiği ve konuşmanın amacına uygun olan yöntemdir; Meet’in çoklu cihaz desteği bu konuda yardımcı olsa da karşı tarafın rahatlığını önceden sormak hâlâ önemli.

Kimler memnun kalır, kimler başka bir yol seçmeli?

Uzakta yaşayan ailesiyle düzenli iletişim kurmak isteyenler, farklı cihazlardan görüşmeye katılanlar ve bir şeyi görerek anlatmayı sevenler için Meet güçlü bir seçim. Özellikle teknoloji konusunda çok deneyimli olmayan bir yakının, telefon veya tablet üzerinden görüşmeye katılması gerektiğinde sade bir kullanım akışı avantaj sağlayabiliyor. Ben uygulamayı, konuşmanın yüz yüze hissini korumak isteyen ama her görüşmeyi karmaşık hale getirmek istemeyen kişilere öneririm.

Çalışma gününde sürekli bölünmekten hoşlanmayanlar ise daha kontrollü davranmalı. Kamera beklentisi, hazırlıksız yakalanma hissi ve uzun görüşmelerin zihinsel yorgunluğu bazı kullanıcılar için belirgin olabilir. Bu kişiler için sesli arama veya yazışma daha iyi bir günlük ritim sunabilir. Aynı şekilde, bağlantısı sık sık kesilen ya da eski cihaz kullanan biriyle yapılacak görüşmede Meet’in görsel avantajı, yaşattığı teknik sürtünmeyi karşılamayabilir.

Özellikle kısa ve net bir bilgi alışverişi arayan, görüntü paylaşmak istemeyen ya da görüşme sırasında çevresini göstermeyi rahatsız edici bulan kişiler için Meet her zaman ilk tercihim olmaz. Böyle bir durumda telefon görüşmesi, görüntü hazırlığı olmadan konuşmayı sürdürür; mesaj ise uygun zamanda yanıt verme alanı bırakır. Meet’i seçmek için güçlü bir neden yoksa daha hafif iletişim biçimini kullanmak, uygulamadan kaçınmak değil, aracı doğru seçmektir.

Benim için uygulamanın en güçlü yönü, iletişimi hızlandırırken konuşmaya insani bir yüz kazandırması. En zayıf yönü ise bu yakınlığın bazen gereğinden fazla dikkat ve hazırlık istemesi. Uygulama, sınır koymadan kullanıldığında günün içine yayılan küçük kesintiler yaratabilir; amaca göre ve zaman belirleyerek kullanıldığında ise gerçekten işlevsel bir buluşma alanına dönüşüyor.

Son kararım olumlu, fakat koşullu. Google Meet’i her iletişim biçiminin yerine koymam. Yazılı mesajın hızını, telefonun sadeliğini veya yüz yüze buluşmanın doğallığını her zaman taklit edemiyor. Buna rağmen Android ve iOS cihazlardan web’e uzanan erişimi, ücretsiz oluşu ve görüntülü konuşmayı günlük hayatta kolayca başlatabilmesi onu güvenilir bir seçenek yapıyor. Benim tavsiyem, uygulamayı “her an aranabilir olma” aracı gibi değil, gerçekten görülmenin iletişimi iyileştirdiği anlar için kullanmanız. Doğru sınırlarla kullanıldığında Meet, yalnızca bağlantı kurmuyor; konuşmanın ne kadar dikkat, zaman ve yakınlık istediğini daha görünür hale getiriyor.

Artıları

  • Ücretsiz sürümde temel görüntülü görüşme özellikleri sunuyor.
  • Google Takvim ile toplantı planlamak ve katılmak oldukça kolay.
  • Ekran paylaşımı, sunum ve ortak çalışma için pratik seçenekler sağlıyor.
  • Mobil cihazlarda bağlantı kalitesi koşullara göre başarılı sonuç veriyor.
  • Toplantı bağlantıları Google hesabı olmayan kişilerle de paylaşılabiliyor.

Eksileri

  • Bazı gelişmiş özellikler ve uzun toplantılar için ücretli plan gerekiyor.
  • Kalabalık görüşmelerde cihaz ve internet kaynakları hızlı tükenebiliyor.
  • Arka plan efektleri eski veya düşük donanımlı telefonları zorlayabiliyor.
  • Toplantı kayıtları ve gelişmiş yönetim araçları her kullanıcıya açık değil.
  • Bildirim ve takvim izinleri verilmezse toplantı takibi zorlaşabiliyor.

Google Meet hakkında sıkça sorulan sorular

Google Meet nedir ve hangi amaçlarla kullanılabilir?

Google Meet, internet üzerinden görüntülü ve sesli toplantılar yapmanızı sağlayan bir iletişim uygulamasıdır. Bireysel görüşmelerin yanı sıra çevrim içi dersler, iş toplantıları, sunumlar ve ekip görüşmeleri için kullanılabilir. Android, iOS ve web üzerinden erişim sunması, farklı cihaz kullanan kişilerin aynı toplantıya kolayca katılmasını sağlar.

Google Meet’i kullanmak için Google hesabı gerekli mi?

Toplantı oluşturmak ve birçok özelliğe erişmek için genellikle bir Google hesabıyla oturum açmanız gerekir. Ancak toplantı sahibi tarafından gönderilen bağlantıyla, bazı toplantılara hesap oluşturmadan da katılabilirsiniz; bu durumda toplantı yöneticisinin onayı gerekebilir. Kurumsal veya okul hesaplarında erişim izinleri, toplantı süresi ve kullanılabilen özellikler kuruluş yöneticisi tarafından sınırlandırılabilir.

Google Meet ücretsiz mi, yoksa ücretli özellikleri var mı?

Google Meet’in temel görüntülü görüşme özellikleri ücretsiz olarak kullanılabilir. Bununla birlikte toplantı süresi, katılımcı sayısı, kayıt alma, gelişmiş moderasyon, yoklama ve bazı yapay zekâ destekli araçlar hesap türüne göre değişebilir. Google Workspace abonelikleri, özellikle işletmeler ve eğitim kurumları için daha geniş toplantı seçenekleri ve yönetim araçları sunar.

Google Meet toplantılarında güvenlik ve gizlilik nasıl sağlanıyor?

Google Meet, toplantı bağlantıları, katılımcı izinleri ve toplantı sahibi kontrolleri üzerinden güvenlik sağlamaya çalışır. Toplantı sahibi kişileri kabul edebilir, mikrofonlarını kapatabilir veya istenmeyen katılımcıları çıkarabilir. Yine de bağlantınızı herkese açık şekilde paylaşmamanız, ekran paylaşımını yalnızca gerektiğinde açmanız ve uygulamayı resmi mağazalardan güncel tutmanız gizliliğiniz açısından önemlidir.

Google Meet’i kullanmak için hangi teknik gereksinimler ve internet bağlantısı gerekir?

Google Meet, Android ve iOS cihazlarda uygulama üzerinden, bilgisayarlarda ise desteklenen web tarayıcılarıyla çalışır. Görüntülü görüşmeler için kamera, mikrofon ve istikrarlı bir internet bağlantısı gerekir. Zayıf bağlantıda görüntü kalitesi düşebilir, ses gecikebilir veya görüşme kesilebilir. Mobil veri kullanıyorsanız uzun toplantıların internet kotanızı hızlı tüketebileceğini de hesaba katmalısınız.

Google Meet Hakkında Kendi Dilinizde Okuyun

Google Meet

Google Meet

Haberleşme

Şuradan indir:Google Play

Kullanıcıların Sevdiği Diğer İndirmeler

Aynı Kategoriden Seçtiklerimiz